Görünüm iyileşti, not bir kademe artar mı?

SERVET YILDIRIM – Moody’s, Türkiye ile ilgili açıklamasını yaptı; B3 olan notumuzu değiştirmedi ama daha önce “durağan” olan not görünümünü “pozitif”e yükseltti. Bir not artışı bekleyenler vardı ama bence sürpriz olmadı. Not artışı için bir süre daha beklememiz gerekiyor.

Geçen haftaki Moody’s açıklaması ve not değerlendirmesi bize rasyonel zemine dönüşün henüz Türkiye’nin derin makro-ekonomik problemlerine çözüm getirmediğini ancak önemli ölçüde para politikası tarafında atılan adımlarla çözüm için zemin hazırlamaya başladığını göstermektedir. Önemli olan bu zemin üzerinde doğru adımları atarak makro iyileşmeyi sağlamaktır. Bu dönüşte ısrar edildikçe son yıllarda heterodoks, kurala dayalı olmayan ve öngörülebilirlikten uzak politika uygulamaları ile yıpratılan ekonomide iyileşmeler daha belirgin hale gelecek ve bir not artışını beraberinde getirecektir.

Bu düzelme oluncaya kadar ise notumuzda artış yerine görünüm iyileşmeleri ile yetineceğiz. Bir not artışı ise eğer politikalarda bir geri dönüş ya da sulandırma olmazsa yılın ilerleyen aylarında gelebilir.

Kararları etkiliyor

Ratingcilerin bu değerlendirmelerini “yanlış” ya da “yanlı” bulanlar olabilir ama sonuçta ortada göz ardı edemeyeceğimiz bir realite var. O da dünya para ve sermaye piyasalarında kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerinin bir karşılığı olduğu ve yatırımcıların karar alırken kredi notlarını dikkate aldıklarıdır.

Moody’s gibi rating kuruluşlarının yaptıkları şey yatırımcıları potansiyel kayıplar ve borç ödeme kabiliyeti ile ilgili kredi değerlendirmesi sunmak. Bu değerlendirmeler mutlak bir risk göstergesi değil ama yatırımcıların kararlarını etkiliyor.

Moody’s kategorilerine göre Baa ve üzeri notlar yatırım kategorisinde değerlendiriliyor. Bizim B3 gibi daha aşağıdaki notlar ise spekülatif kategorisinde yer alıyorlar ve yatırımcılara bu nota sahip olan tahvillerin önemli bir kredi riski taşıdığını söylüyorlar. Kredi notu ne kadar düşük olursa ülkenin ya da şirketin borçlanma maliyeti de o kadar yüksek oluyor.

Düşmek kolay ama çıkmak zor

Moody’s Türkiye’nin notunu en son 12 Ağustos 2022’de değiştirmişti. O tarihten bu yana B3 notumuz var. Moody’s’in Ba3 notu Standard and Poor’s ve Fitch’in BB- notuna denk geliyor. Moody’s notumuz yatırım kategorisinin altı kademe altında. S&P ise 30 Kasım’da Türkiye’nin görünümünü pozitife çevirmiş ama notu B’de tutmuştu. Bu not ise yatırım seviyenin 5 kademe altında. Fitch son olarak 8 Eylül’de görünümü durağana yükseltmiş ama B olan notu değiştirmemişti. O da yatırım seviyesinin beş kademe altında.

B3 notuna sahip diğer ülkeler, Kenya, Moğolistan, Bosna, Kırgızistan, Togo, Barbados, Angola, Nikaragua, Moldova, Tacikistan, Swaziland ve Kongo. B3 ülkelerinin arasına düşmek kolay oluyor ama bu gruptan çıkmak kolay değil. Otuz yılı aşan rating tecrübelerimizle artık öğrendik ki; bu ratingciler not artırırken yavaş ve titiz davranıyorlar. Not düşürürken ise olabildiğince hızlılar.

Rasyonele dönüş

Özellikle dış denge tarafında geçmişten devralınan bazı sıkıntılarımız var ancak “rasyonele zemine dönüş” başladığından bu yana olumlu gelişmeler de var. Döviz talebinde ödemeler dengesi kanalıyla bir azalma ve döviz arzında ise sermaye girişleri üzerinden bir artış yaşandı; döviz rezervleri ise arttı. Bunun sonucunda da Türkiye’nin uluslararası piyasalardaki risk algılaması biraz iyileşti ve risk primi aşağı geldi. Moody’s mevcut politikaların sürdürülmesi halinde dış açıktaki azalmanın 2024’te daha da hızlanabileceğini ve yıl toplamında 40 milyar doların altına inebileceğini söylüyor. Politika değişikliği ile önemli kazanımlar sağlandı. Bu kazanımlar rasyonele dönüşün kısa vadeli sonuçlarıdır. Bunlar özellikle yabancı fon sahiplerinin, kreditörlerin ve kredi derecelendirme kuruluşlarının yakından takip ettikleri gelişmelerdir. Ancak iyileşmelere rağmen hala rezerv sorunumuz devam ediyor; sermaye girişi henüz arzuladığımız düzeyde değil, dış borçlanmalarda vade ve maliyet istediğimiz gibi değil; ödemeler dengesinde ise daha gidecek yerimiz var.

Türkiye yatırım kategorisini 2016’da kaybetti. Bu kategoriye tekrar ulaşacağımızı beklemek aşırı iyimserlik olur. Şu anda en gerçekçi beklenti notumuzun bir kademe yükselmesidir. Ancak görünen o ki; bunun için de reytingciler bir süre daha bekleyip ekonomide haziran ayından bu yana yaşanan değişimin sürekli olup olmayacağını ve istenilen sonuçları verip vermeyeceğini görmek isteyecekler.

Notumuz nasıl artacak?

Sadece Moody’s değil diğer kredi derecelendirme kuruluşlarının da not artışı için yakından takip ettikleri göstergeler var. Seçimin ardından politikalarda yapılan değişikliklerin olumlu karşılandı. Ancak bunun bir not artışına dönüşmesi için politikalardaki normalleştirme ve ekonomideki dengelenme sürecinin sürdürülebilir olduğuna daha fazla güven duyulması ve enflasyonda istikrarlı bir gerilemenin yaşanması gerekiyor.

Moody’s görünümün pozitife çevrilmesinin ana nedeninin ekonomi politikalarında seçimlerden sonra ortaya çıkan değişiklik ve özellikle de Ortodoks para politikasına dönüş olduğunu vurguluyor. Bu değişiklik sayesinde para politikası etkin hale gelmeye başladı. Parasal sıkılaştırmanın Türkiye’nin dış dengesizliğinin azaltılması ve Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin yeniden yapılandırılması olasılığını da artırdığına işaret eden Moody’s böylece ülkenin dış şoklara karşı kırılganlığını azalabileceğini söylüyor.

Ancak bunlar yeterli değil. Reytingciler özellikle dış dengeyi de yakından izliyorlar, hatta çok daha önemsiyorlar. Bu çerçevede cari işlemler açığının sürdürülebilir bir şekilde daralması, ülkeye sermaye girişlerinin artması, uluslararası rezervlerin seviye ve bileşiminin iyileşmesi ve dolarizasyonun azalması notumuzu arttırmaları için bekledikleri gelişmeler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx