Sinyalleri erkenden fark etmesi zor! Önlem alınmazsa görme kaybına bile yol açıyor

Gözlerinizi birkaç saniyeliğine kapattığınızı hayal edin. Çevrenizdeki eşyaları görüyorsunuz ama karşınızdaki kişinin yüzünü göremiyorsunuz. Ya da oturduğunuz yemek masasında önünüzdeki tabağın içine ne olduğunu tam olarak seçemiyorsunuz. Veya yolda karşıdan karşıya geçerken arabaların hareket halinde olduğunun farkındasınız ama hemen yanı başınızdaki arabayı fark edemiyorsunuz. Bu ve benzeri örneklerin sayısı çoğaltılabilir. Bütün bunlar aslında bir göz hastalığının belirtisi. ‘Sarı nokta’ adlı bu hastalık, çevredeki diğer objeleri görmenize rağmen hemen yanınızdaki eşyaları seçememenize sebep oluyor.

SİNYALLERİ ERKEN VERSE DE FARK EDİLMİYOR

Türkiye’de 1 milyonu aşkının kişinin ‘sarı nokta’ hastalığından muzdarip olduğu tahmin ediliyor. Bu kişiler baksalar da göremedikleri büyük detaylar yüzünden sosyal hayat içinde çeşitli problemlerle karşı karşıya kalabiliyor.

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Öner, halk arasında ‘sarı nokta’ olarak bilinen, tıptaki adıyla ‘makula dejenerasyonu’nun bazı erken sinyaller verse de çoğunlukla fark edilmediği için erken teşhis ve tedavi şansının kaçırıldığını ve görme bozukluğunun ilerlediğini söyledi.

‘YAŞ TİPTE GÖRME KAYBI HIZLI İLERLER’

Gözümüzün arkasındaki sarı nokta alanı olan makula bölgesi, keskin ve renkli görmeden sorumlu retina tabakasının ortasında bulunan küçük bir alan. Bu bölgeyi etkileyen hastalığa ‘sarı nokta’ deniyor. Bu hastalığın iki tipi var. İlki yaş, ikincisi kuru tip.

“Hastaların yaklaşık yüzde 90’ında kuru tip bulunur” diyen Prof. Dr. Ayşe Öner, “Bu tip daha yavaş gelişir ve görme kaybının oluşması yıllar alabilir. Yaş tip ise hastaların yüzde 10’unda görülür ancak bu tipte görme kaybı daha ani başlar ve hızlı ilerler” diye konuştu.

Sarı nokta hastalığının en büyük risk faktörü ise yaşlanmak. Yani yaş aldıkça ilerleyen bir hastalık olan sarı noktada özellikle 50 yaşından sonra düzenli göz kontrolleri yapılmasının hastalığın doğurabileceği sıkıntıları azaltmada önemli bir katkısı var. Tütün ürünleri kullanmak, hipertansiyon, kalp hastalığı ve UV ışınlarına maruz kalmak gibi durumlar da hastalığın seyrini kötüye götüren durumlar arasında.

‘HAYATLARINI CİDDİ ÖLÇÜDE KISITLAR’

“Renkleri soluk görme, yazıları bulanık görme ve düzgün olan çizgileri eğri olarak görme hastalığın başlangıç şikâyetleri arasında” diyen Prof. Dr. Ayşe Öner, “Bakılan cismin ortasında bulanık bir alan veya karanlık bir leke görme gibi problemler de yaşanabilir. Hastalık ilerlediğinde kişilerin görme alanlarının ortasında yoğun görme kayıpları oluşur. Bu problemler kişilerin okumak, araba kullanmak gibi önemli faaliyetleri yapmalarına engel olur ve hayatlarını ciddi ölçüde kısıtlar” diye konuştu.

‘Sarı nokta’ hastalığı genel olarak geri dönüşü olmayan bir hastalık. Kuru tip sarı nokta hastalığı için henüz etkinliği gösterilmiş bir tedavi yöntemi yok ancak çeşitli vitamin, mineral takviyeleri ve lutein gibi bazı antioksidan özelliğe sahip olan ilaçlar kullanılıyor. Yaş tip sarı nokta hastalığı erken safhada tespit edildiğinde tedavi ile görme mevcut seviyede korunabilir ve hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir. Tedavide belli aralıklarla göz içine ilaç enjeksiyonları uygulanır. Tedaviden iyi sonuç alabilmek için hastaların tedaviye uyum sağlaması ve düzenli kontrole gelmesi büyük önem taşır.

‘GENELLİKLE TESADÜFEN TEŞHİS EDİLİR’

“Pek çok kişi makula probleminin olduğunu bulanık görme ortaya çıkana kadar fark etmez” diyen Prof. Dr. Ayşe Öner, “Genellikle başka bir nedenle yapılan göz muayenesinde tesadüfen teşhis edilir. Sarı nokta hastalığı açısından 50 yaş ve üzerindeki herkesin rutin kontrol edilmesi gerekli. Ailesinde ve yakın akrabalarında bu hastalık olanlar çocuk yaşlardan itibaren düzenli takip edilmeli” uyarılarında bulundu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx